YDS ve YÖKDİL Kelime Sözlüğü
2020'den bu yana YDS, e-YDS, YÖKDİL ve YDT kelime sorularında çıkan sözcükler ve Ümit Hoca ile Kubilay Kenan Hoca'nın 2026 kelime tahminleri: Türkçe anlamı, eş anlamlıları, akademik örnek cümlesi ve çevirisiyle. Her kelimenin ÖSYM'de hangi sınavda çıktığını ve doğru cevap olup olmadığını görün.
Anomalouslyzarf
Anormal bir şekilde, alışılmadık biçimde
The temperature in the Arctic was anomalously high last winter, causing concern among climatologists worldwide.
Geçen kış Kuzey Kutbu'ndaki sıcaklık alışılmadık derecede yüksekti ve bu durum dünya çapındaki iklim bilimciler arasında endişeye yol açtı.
Her gün bir kelime yetmez mi? WORD UP ile kelimeleri tekrar aralıklarıyla kalıcı öğrenin.
WORD UP'ı incele →1.388 kelime
Aradığınız kelime bu sözlükte yok. Başka bir yazımla deneyin ya da filtreleri kaldırın.
YDS, YÖKDİL ve YDT'de en çok çıkan kelimeler
2020–2026 arasındaki YDS, e-YDS, YÖKDİL ve YDT oturumlarının kelime sorularını taradık; YDS ve e-YDS için 2014'e kadar geriye gittik (toplam 157 oturum; 102 YDS, 94 e-YDS, 252 YÖKDİL, 35 YDT sorusu). Sözlükteki 1211 kelime bu sorularda şık olarak geçiyor; 354 tanesi en az bir kez doğru cevap olmuş. En sık görünenler: Turn down (13), Adversely (11), Fluctuation (11), Interfere with (11), Severely (11), Accurately (10), Bring about (10), Call off (10), Alteration (9), Enhance (9), Exception (9), Give up (9), Hinder (9), Constraint (8), Precaution (8), Call for (7), Coincidentally (7), Deliberately (7), Deterioration (7), Get through (7), Go through (7), Make up (7), Take over (7), Accessible (6), Accidentally (6), Bring down (6), Conceal (6), Exclusion (6), Exploitation (6), Fragility (6).
Sözlük nasıl hazırlandı?
Kelime listesi iki kaynaktan geliyor: Ankara Dil Akademisi'nin 2026'da her sınav öncesi paylaştığı ücretsiz kelime tahmini listeleri ve ÖSYM'nin yayımladığı YDS, e-YDS, YÖKDİL ve YDT kelime sorularının şıkları. Kelime tahminlerindeki anlamlar ve örnek cümleler listelerdeki hâliyle aktarıldı; diğer kelimelerin Türkçe anlamları, eş anlamlıları ve örnek cümleleri ekibimizce hazırlanıp ayrıca denetlendi. Sınav sorularının metinleri sözlükte yer almaz; yalnız kelimenin hangi oturumda şık ya da doğru cevap olduğu gösterilir. Listelerin tamamını kelime tahminleri sayfasından PDF olarak indirebilir, sınav tarihleri için ÖSYM sınav takvimine bakabilirsiniz.
Tüm kelimeler (A–Z)
A 132 kelime
AbandonTerk etmek, bırakmak · AbandonmentTerk etme, terk edilme · Abide by(Kurala, yasaya) uymak · AbidingKalıcı, süregelen · AbolitionKaldırılma, ilga · AbruptAni, beklenmedik · AbruptlyAniden, birdenbire · AbsenceYokluk, bulunmama · AbsorptionEmilim, soğurma · Abstention(oylamada) çekimser kalma, çekimser oy · AbundanceBolluk, çokluk · AbundantBol, bereketli · AbundantlyBol bol, bolca · AbuseKötüye kullanmak, suistimal etmek · AccelerateHızlandırmak · AccelerationHızlanma, ivmelenme · AcceptabilityKabul edilebilirlik · AcceptanceKabul, kabullenme · AccessibleErişilebilir, ulaşılabilir · AccidentallyKazara, yanlışlıkla · AccomplishBaşarmak, gerçekleştirmek · AccomplishedUsta, yetenekli · Account forAçıklamak, (bir miktarı/oranı) oluşturmak · AccountabilitySorumluluk, hesap verebilirlik · AccumulateBiriktirmek · AccumulationBirikim, birikme · AccuracyDoğruluk, kesinlik · AccurateDoğru, kesin · AccuratelyDoğru bir şekilde, tam olarak · AccusationSuçlama, itham · AchievableUlaşılabilir, başarılabilir · AchieveBaşarmak, elde etmek · AchievementBaşarı · AcknowledgeKabul etmek, itiraf etmek · AcquireEdinmek, kazanmak · AcquisitionEdinim, kazanç · AdaptableUyum sağlayabilen, uyarlanabilir · Address(bir sorunu) ele almak, çözmeye çalışmak · AdequacyYeterlilik, yeterli olma · AdequateYeterli, kâfi · AdequatelyYeterli bir şekilde, gerektiği gibi · Adhere to(Kurala, inanca · AdherenceBağlılık, uyma · AdjustmentAyarlama, düzenleme · Administer(İlaç, tedavi veya aşı) Uygulamak · AdmirablyTakdire değer biçimde, hayranlık uyandıracak şekilde · AdmirationHayranlık, beğeni · AdmireHayran olmak, takdir etmek · AdmissibleKabul edilebilir, geçerli (özellikle mahkemede delil olarak) · AdmissionKabul, giriş (okula · AdmitKabul etmek, itiraf etmek · AdoptBenimsemek, kabul etmek (yöntem · AdoptionBenimseme, kabul etme · Advanceİlerleme, gelişme · AdventOrtaya çıkış, geliş · AdverselyOlumsuz yönde, kötü bir şekilde · AdversitySıkıntı, zorluk · AdvocateSavunmak, desteklemek (bir fikir veya politikayı) · Affordable(fiyatı) karşılanabilir, uygun fiyatlı · AggravateAğırlaştırmak, kötüleştirmek · Aim at-e yönelik olmak (be aimed at) · AlienateYabancılaştırmak, soğutmak · AlienationYabancılaşma, soğuma · Align withİle uyumlu olmak, örtüşmek · Allegedlyİddiaya göre, söylendiğine göre · AlleviateHafifletmek, dindirmek (acı · AlleviationHafifletme, azaltma · Allianceİttifak, birlik · AllocateTahsis etmek, ayırmak (kaynak · AllocationTahsis, paylaştırma · AlterDeğiştirmek, değişikliğe uğramak · AlterationDeğişiklik, değiştirme (yapıda ya da düzende) · AlternativelyAlternatif olarak, bunun yerine · AmbiguityBelirsizlik, muğlaklık · AmbiguousBelirsiz, muğlak · AmbiguouslyBelirsiz bir şekilde, muğlak biçimde · AmbivalentKararsız, çelişkili duyguları olan · AmendmentDeğişiklik, düzeltme (yasa · Amount to(toplamı) …e ulaşmak, …i bulmak · AmpleBol, fazlasıyla yeterli · AmplifyGüçlendirmek, artırmak · AmusinglyEğlenceli bir şekilde, komik biçimde · AnomalouslyAnormal bir şekilde, alışılmadık biçimde · AnticipationBeklenti, bekleyiş · AnxiousEndişeli, kaygılı · AppealÇekicilik, cazibe · AppearanceOrtaya çıkış, belirme · ApplicabilityUygulanabilirlik, geçerlilik · ApplicableUygulanabilir, geçerli · ApplicationUygulama · ApplyUygulamak · AppraisalDeğerlendirme, takdir · AppraiseDeğerlendirmek · AppreciateTakdir etmek, değerini bilmek · Apprehension1. Endişe, kaygı · ApproachYaklaşım, yöntem · AppropriateUygun, yerinde · AppropriatelyUygun bir şekilde, yerinde olarak · ApproveOnaylamak, uygun bulmak · ApproximationYaklaşık değer, kaba tahmin · ArbitrarilyKeyfi olarak, rastgele · ArbitraryKeyfi, rastgele · ArdentlyHararetle, ateşli bir şekilde · ArduousGüç, çetin · ArguablyDenebilir ki, belki de · AriseOrtaya çıkmak, doğmak · ArtificialYapay, suni · ArtificiallyYapay olarak, suni biçimde · Ascribe-e atfetmek, -e bağlamak (neden veya kaynak olarak) · Ascribe to-e atfetmek, -e bağlamak (neden veya kaynak olarak) · AssembleBir araya getirmek, toplamak · Assertionİddia, sav · AssertiveKendine güvenen, girişken · AssessDeğerlendirmek, ölçmek · AssessmentDeğerlendirme, ölçme · AssimilateÖzümsemek, benimsemek · Associationİlişki, bağlantı · AssumptionVarsayım, farz etme · AssuranceGüvence, teminat · AstonishedHayrete düşmüş, çok şaşırmış · Attachİliştirmek, eklemek · AttainUlaşmak, erişmek · AttainableUlaşılabilir, erişilebilir · AttemptGirişim, deneme · Attributable(bir şeye) bağlanabilir, atfedilebilir · Attribute(Bir nedene) bağlamak, atfetmek · AvailabilityBulunabilirlik, erişilebilirlik · AvailableMevcut, elde edilebilir · AversionTiksinme, şiddetli isteksizlik · AvoidKaçınmak, sakınmak · AvoidableÖnlenebilir, kaçınılabilir · AvoidanceKaçınma, sakınma
B 29 kelime
Back upDesteklemek · BaffleŞaşkına çevirmek, aklını karıştırmak · BalanceDenge · BargainAnlaşma, pazarlık · Bargain forHesaba katmak, beklemek · Bear outDoğrulamak, teyit etmek · BeneficialYararlı, faydalı · BenefitFayda sağlamak, yararlanmak · BiasÖnyargı, taraflılık · BizarreTuhaf, garip · BoostArtırmak, desteklemek · Break downParçalamak, ayrıştırmak (madde) · Break in(bir yere) zorla girmek · Break into(Piyasaya, alana) girmek · Break offİlişkiyi kesmek, sonlandırmak · Break outPatlak vermek, aniden başlamak (savaş · Break throughEngeli aşmak, büyük bir başarı/buluş gerçekleştirmek · BreakdownÇöküş, bozulma · BreakthroughÖnemli buluş, dönüm noktası · BreedingÜreme, çiftleşme · Bring aboutSebep olmak, (değişime vb.) yol açmak · Bring alongYanında getirmek, beraberinde getirmek · Bring down(Fiyat, oran · Bring in(Yasa, kural · Bring on(Hastalık, kriz · Bring out(Bir özelliği) ortaya çıkarmak, belirginleştirmek · Bring upGündeme getirmek · BroadlyGenel olarak, kabaca · Build on(Bir şeyi) temel almak, üzerine inşa etmek
C 155 kelime
CalculationHesaplama, hesap · Call forGerektirmek · Call offİptal etmek · Call on(Birini, bir kurumu bir şey yapmaya) çağırmak · CapabilityYetenek, kabiliyet · CapriciousDeğişken, maymun iştahlı · CaptivityEsaret, tutsaklık · CaptureYakalamak, ele geçirmek · Carry away(Genellikle edilgen) kendini kaptırmak, heyecana kapılıp aşırıya kaçma · Carry onSürdürmek, devam etmek · Carry outUygulamak, yürütmek · CasuallyGelişigüzel, üzerinde fazla düşünmeden · Casualty(Kaza, savaş · CatalystKatalizör, tetikleyici · Catch onPopüler olmak · Catch up on(Geride kalan iş, uyku vb.) telafi etmek · CauseNeden, sebep · CautionaryUyarıcı, ibret verici · CautiousTemkinli, ihtiyatlı · CautiouslyTemkinli bir şekilde, ihtiyatla · CeaselessAralıksız, durmak bilmeyen · Center on(Bir konu üzerinde) yoğunlaşmak, odaklanmak · CessationDurma, kesilme · ChallengeZorluk, güçlük · ChallengingZorlayıcı, güç · ChangeableDeğişken, değişebilen · ChronicKronik, müzmin · ClassificationSınıflandırma, tasnif · ClearlyAçıkça, net bir şekilde · CoercionBaskı, zorlama · CoherentlyTutarlı bir şekilde, mantıklı ve anlaşılır biçimde · CoincidenceTesadüf, rastlantı · CoincidentallyTesadüfen, rastlantı eseri · Collaborationİş birliği, ortak çalışma · CollapseÇöküş, çökme · CollisionÇarpışma, çarpma · Come acrossRastlamak, tesadüfen karşılaşmak · Come along(Fırsat, yenilik) ortaya çıkmak · Come down with(Hastalığa) yakalanmak, yatağa düşmek · Come in(Haber, rapor · Come over(Başka bir yerden, ülkeden) gelmek · Come through(Zor bir durumu, hastalığı) atlatmak · Come up withFikir üretmek, çözüm bulmak · CommandEmir, komut · CommitmentBağlılık, adanmışlık · Comparable(Bir şeyle) karşılaştırılabilir, benzer · CompatibleUyumlu, bağdaşabilir · Compellingİkna edici, zorunlu · Compellinglyİkna edici bir şekilde, inandırıcı biçimde · CompensateTelafi etmek, karşılamak · Compensate forTelafi etmek, açığını kapatmak · CompensationTazminat · CompeteRekabet etmek, yarışmak · CompetenceYeterlilik, yetkinlik · CompetentYetkin, ehil · CompetitionRekabet · CompetitiveRekabetçi, rekabet gücü yüksek · CompetitivelyRekabetçi bir şekilde, rekabet ederek · CompilationDerleme, toplama (bilgi · CompileDerlemek, toplamak · ComplainŞikâyet etmek, yakınmak · ComplaintŞikâyet, yakınma · ComplementaryTamamlayıcı, birbirini tamamlayan · ComplexityKarmaşıklık, karmaşıklık derecesi · ComplianceUyum, riayet (yasa · Compliant(Kurala, standarda) uygun · Complimentİltifat, övgü · ComponentBileşen, parça · CompositionBileşim, yapı · ComprehensionKavrama, anlama · ComprehensiveKapsamlı, geniş çaplı · ComprehensivelyKapsamlı bir şekilde, etraflıca · CompriseOluşturmak, -den meydana gelmek · CompromiseUzlaşma, orta yol · Compulsion(İçten gelen) karşı konulamaz dürtü, istek · CompulsorilyZorunlu olarak, mecburi olarak · CompulsoryZorunlu, mecburi · ConcealGizlemek, saklamak · ConceiveTasarlamak, (fikir) geliştirmek · ConcernEndişe, kaygı · ConcessionTaviz, ödün · ConciliationUzlaştırma, arabuluculuk · ConciselyKısa ve öz bir şekilde, özlü biçimde · ConclusivelyKesin olarak, nihai bir sonuca vararak · ConcurrentlyEş zamanlı olarak, aynı anda · ConduciveOlanak sağlayan, elverişli · Conduct(Araştırma, deney · ConfidentialGizli, mahrem · ConfigurationYapılandırma, düzen · ConfineSınırlamak, kısıtlamak · ConfirmationDoğrulama, teyit · ConflictÇatışma, anlaşmazlık · ConflictingÇelişkili, birbiriyle çatışan · Conform to(Kurala, standarda · Conformity(Kurala, standarda) uygunluk · ConfrontationÇatışma, karşı karşıya gelme · ConfusionKarışıklık, kargaşa · Conjure up(Zihinde) canlandırmak, çağrıştırmak · ConsecutivelyArt arda, birbirini takiben · ConsensusFikir birliği, uzlaşı · ConsequenceSonuç, etki · Consequent(Bir şeyin) sonucu olan, ondan kaynaklanan · ConsequentlySonuç olarak, bu nedenle · Conservation(Doğa, kaynak · ConsiderGöz önünde bulundurmak, dikkate almak · Consist of-den oluşmak, meydana gelmek · ConsistencyTutarlılık, istikrar · ConsistentTutarlı, istikrarlı · ConsistentlyTutarlı bir şekilde · ConsolidateBirleştirmek, güçlendirmek · ConspicuouslyGözle görülür biçimde, dikkat çekecek şekilde · ConspireKomplo kurmak, gizlice anlaşmak · ConstantlySürekli, devamlı · ConstituteOluşturmak, teşkil etmek · ConstrainKısıtlamak, sınırlamak · ConstraintKısıtlama, sınırlama · Constructionİnşaat, yapım · ConstructiveYapıcı, olumlu · ConstructivelyYapıcı bir şekilde, olumlu katkı sağlayarak · ConsultDanışmak, fikrine başvurmak · ContagiousBulaşıcı (temas veya hava yoluyla insandan insana geçen) · Containİçermek, kapsamak · Contendİleri sürmek, iddia etmek · ContentiousTartışmalı, çekişmeli · ContradictÇelişmek, aksini söylemek · ContradictionÇelişki, tutarsızlık · ContributionKatkı · ControversialTartışmalı · ControversiallyTartışma yaratacak biçimde, tartışmalı bir şekilde · ControversyAnlaşmazlık, tartışma · ConvenienceKolaylık, rahatlık · ConvenientUygun, elverişli · ConvenientlyUygun bir şekilde, elverişli biçimde · ConventionGelenek, teamül · ConventionalGeleneksel, alışılagelmiş · ConventionallyGeleneksel olarak, alışılagelmiş biçimde · ConversionDönüştürme, dönüşüm · Convert into-e dönüştürmek, -e çevirmek · ConvertibleDönüştürülebilir, çevrilebilir · Conveyİletmek, aktarmak · Cope withBaşa çıkmak, (sorunlarla) üstesinden gelmek · CorrelationKorelasyon, karşılıklı ilişki · CorrespondenceYazışma, mektuplaşma · CorruptYozlaşmış, rüşvetçi · CorruptibleYozlaşabilir, rüşvetle satın alınabilir · CorruptionYolsuzluk, rüşvetçilik · Count against(birinin) aleyhine olmak, dezavantaj oluşturmak · CovertlyGizlice, el altından · Credibleİnanılır, güvenilir · Credit with(bir başarıyı, buluşu) -e mal etmek · CrucialÇok önemli, hayati · Cultivate(toprağı) işlemek, (bitki) yetiştirmek · CurtailKısıtlamak, azaltmak · Cut down onAzaltmak, kısmak (tüketimi) · Cut off(bağlantı, erişim
D 130 kelime
Deal withEle almak, ilgilenmek · DebatableTartışmalı, tartışmaya açık · Debilitating(hastalık) güçten düşüren, zayıf düşüren · DeceptionAldatma, kandırma · DeceptiveYanıltıcı, aldatıcı · DeceptivelyAldatıcı bir şekilde, göründüğünün aksine · Decipher(şifre, yazı) çözmek · DecisiveBelirleyici, sonucu belirleyen · DecisivelyKararlı bir şekilde, kesin olarak · DeclineDüşüş, azalma · DedicationKendini adama, bağlılık · DeductionÇıkarım, sonuç çıkarma · DefeatYenmek, bozguna uğratmak · DefendSavunmak, korumak · DefensivelySavunmacı bir tavırla, kendini savunarak · DeficiencyEksiklik, yetersizlik (vitamin · DeficientEksik, yetersiz · DeficientlyEksik biçimde, yetersiz bir şekilde · Deficit(bütçe, ticaret) açık · DeformityŞekil bozukluğu, deformite · DefyKarşı gelmek, meydan okumak · Degradation(çevre, toprak) bozulma · DeleteriousZararlı, sinsi bir şekilde kötü etkisi olan · DeliberateKasıtlı, bilinçli · DeliberatelyKasten, bilerek · DelicacyHassasiyet, incelik · DelicatelyHassas bir şekilde, incelikle · DelineateBetimlemek, tanımlamak · DelusionYanılsama, kuruntu · DemandingZahmetli, çaba gerektiren · DemonstrationGösteri, protesto yürüyüşü · Deniableİnkâr edilebilir, yadsınabilir · Deniablyİnkâr edilebilir biçimde, yadsınabilir şekilde · Denyİnkâr etmek, reddetmek · Depend on-e bağlı olmak · DependenceBağımlılık, bağlılık · DependencyBağımlılık · DepictBetimlemek, tasvir etmek · Deplete(kaynak, rezerv) tüketmek · DepletionTükenme, azalma · DeprivationMahrumiyet, yoksunluk · Deprive of-den yoksun bırakmak, mahrum etmek · DeriveElde etmek, çıkarmak · Derive from-den kaynaklanmak, -den türemek · Descend from-in soyundan gelmek · DescriptionTarif, betimleme · DesirableArzu edilen, istenen · DesperatelyUmutsuzca, çaresizce · DestroyYok etmek, tahrip etmek · DestructYok etmek, imha etmek · DestructionYıkım, tahribat · DestructiveYıkıcı, tahrip edici · DetectableTespit edilebilir, saptanabilir · DeterCaydırmak, vazgeçirmek · DeteriorateKötüleşmek, bozulmak · DeteriorationKötüleşme, bozulma · DeterminantBelirleyici etken, belirleyici · DetermineBelirlemek, saptamak · DeterrentCaydırıcı unsur, engel · DetrimentalZararlı, olumsuz etkileyen · DetrimentallyZararlı bir şekilde, olumsuz yönde · DevastatingYıkıcı, harap eden · DevastatinglyYıkıcı bir şekilde · DevastationYıkım, tahribat · DevelopGeliştirmek, gelişmek · Deviancy(sosyoloji) toplumsal normlardan sapma, sapkın davranış · DeviateSapmak, ayrılmak · Deviate from(-den) sapmak, ayrılmak · Deviation(normdan, plandan) sapma · DeviseTasarlamak, icat etmek · DevotedKendini adamış, bağlı · DifferFarklı olmak, ayrılmak · DifferentiateAyırt etmek, farklılaştırmak · DifferentiationAyırt etme, ayrım (yapma) · DimensionBoyut, yön · DiminishAzal(t)mak, eksil(t)mek · DisapprovalOnaylamama, hoşnutsuzluk · DisapprovingOnaylamayan, hoşnutsuzluk belirten · DisastrousFelaket getiren, feci · DisclosureAçıklama, ifşa · DiscourseSöylem, diyalog · DiscrepancyÇelişki, farklılık · DiscriminationAyrımcılık · DismissivelyKüçümseyerek, umursamazca · DisparityEşitsizlik, farklılık · Dispel(şüphe, korku · DispensableVazgeçilebilir, gözden çıkarılabilir · DisperseDağıtmak, dağılmak · DisplayGöstermek, sergilemek · DisposableTek kullanımlık, atılabilir · Disposal(atık) bertaraf, yok etme · Dispose of-den kurtulmak, atmak · disproportionatelyOrantısız bir şekilde · DisputableTartışmalı, tartışılabilir · DisputablyTartışmaya açık biçimde, tartışmalı olarak · DisruptBozmak, sekteye uğratmak · DisruptionAksama, kesinti · Disseminate(Bilgi, fikir) yaymak · DissolveÇözmek, eritmek · DistinctAyrı, farklı · DistinctionAyrım, fark · DistinctiveAyırt edici, kendine özgü · DistinguishAyırt etmek, ayırmak (from/between) · DistortionÇarpıtma, bozulma · Distract(dikkatini) dağıtmak, başka yöne çekmek · DistractionDikkat dağınıklığı, dikkat dağıtan şey · DistributeDağıtmak · DistributionDağılım, dağıtım · DisturbRahatsız etmek · DivergeFarklılaşmak, sapmak · Diverge from(-den) ayrılmak, sapmak · DivergenceFarklılaşma, sapma · DiverseÇeşitli, farklı · DiversionBaşka yöne çevirme, saptırma (kaynak · DiversityÇeşitlilik, farklılık · DivideBölmek, ayırmak · Divide by(edilgen) ... ile ayrılmak, bölünmek · DivisivelyAyrıştırıcı bir şekilde, bölücü biçimde · Do away withKaldırmak, durdurmak · DomesticationEvcilleştirme, evcilleşme · DoubtfullyKuşkuyla, şüpheyle · DramaticallyBüyük ölçüde, çarpıcı bir şekilde · DrasticallyKeskin bir şekilde, şiddetle · Draw on(Kaynak, deneyim · Draw up(plan, belge · Draw upon(Bilgi, tecrübe · Draw upon / Draw on(Bilgi, tecrübe veya kaynaktan) yararlanmak · DubiousŞüpheli, kuşkulu · DurabilityDayanıklılık, sağlamlık · Dwell onÜzerinde durmak, uzun uzadıya konuşmak/düşünmek
E 114 kelime
Eagerİstekli, hevesli · EarnKazanmak (para) · Ease offAzalmak, hafiflemek · EccentricallyAlışılmadık/tuhaf bir şekilde, eksantrik biçimde · EffectiveEtkili, başarılı · EffectivelyEtkili bir şekilde, başarılı bir biçimde · EfficacyEtkililik, yararlılık (bir ilaç · EfficientVerimli, etkin · EfficientlyVerimli bir şekilde, etkin biçimde · ElaborateAyrıntılı, özenle hazırlanmış · ElaboratelyAyrıntılı bir şekilde, özenle · ElaborationAyrıntılandırma, geliştirme · EligibleUygun, hak sahibi · EliminateOrtadan kaldırmak, yok etmek · EliminationOrtadan kaldırma, giderme · EloquentlyEtkili ve akıcı bir dille, belagatle · ElucidateAçıklığa kavuşturmak, izah etmek · ElusiveBulunması, elde edilmesi veya anlaşılması zor (ulaşılmaz) · Embark on(bir işe) başlamak, girişmek · EmbodySomutlaştırmak, bünyesinde barındırmak · EmbraceBenimsemek, kabul etmek · EmergenceOrtaya çıkış, belirme · EminentlySon derece, gayet · EmphasisVurgu, önem verme · EmpiricalDeneysel, gözleme dayalı · EmpiricallyDeneysel olarak, gözlem ve deneye dayalı biçimde · Enact(yasa) çıkarmak, yürürlüğe koymak · EncompassKapsamak, içermek · EndlesslyDurmadan, bitmek bilmeden · EndorseOnaylamak, desteklemek · EndorsementOnay, destek · EnduranceDayanıklılık, dayanma gücü · EndureDayanmak, katlanmak · EnduringKalıcı, uzun ömürlü · Enforce(yasa, kural) uygulamak · Enforcement(yasa, kural) uygulama · Engage(ilgisini) çekmek, katılımını sağlamak · Engage in(bir faaliyete) katılmak, girişmek · EnhanceArtırmak, geliştirmek · Enhancementİyileştirme, geliştirme · EnigmaMuamma, gizem · EnigmaticEsrarengiz, anlaşılması zor · EnormouslySon derece, muazzam ölçüde · EnrichmentZenginleştirme, zenginleşme · EnslavementKöleleştirme, köleleştirilme · EnsureSağlamak, garanti etmek · EntanglementDolaşma, takılma · EntertainEğlendirmek · EntirelyTamamen, bütünüyle · EntitlementHak, hak sahipliği · EnvisageÖngörmek, zihninde canlandırmak · EquallyEşit olarak, eşit şekilde · EquationDenklem · EquivalenceEşdeğerlik, denklik · EquivalentKarşılık, muadil · EradicateKökünü kazımak, tamamen yok etmek · ErraticallyDüzensiz bir şekilde, sağı solu belli olmadan · ErroneousHatalı, yanlış · ErroneouslyHatalı bir şekilde, yanlışlıkla · EscalationTırmanma, kızışma (çatışma) · EssentialTemel, esas · EstablishKurmak, saptamak · EstablishmentKurma, kuruluş · EstimateTahmin etmek, kestirmek · EstimationTahmin, kestirim · EvacuateTahliye etmek, boşaltmak · EvacuationTahliye, boşaltma · EvaluateDeğerlendirmek, ölçmek · EvenlyEşit olarak, dengeli biçimde · EventuallySonunda, en sonunda · EvidentAçık, belli · ExacerbateKötüleştirmek, şiddetlendirmek (sorun · ExaggerateAbartmak, büyütmek · ExaggeratedlyAbartılı bir şekilde, abartarak · Examinationİnceleme, araştırma · Examineİncelemek, araştırmak · ExcavateKazı yapmak, kazıp çıkarmak (arkeoloji) · ExceedAşmak, geçmek (sınır · Exceptionİstisna, ayrıcalık · ExcessiveAşırı, fazla · ExcessivelyAşırı derecede, gereğinden fazla · ExcludeDışarıda bırakmak, hariç tutmak · ExclusionDışarıda bırakma, hariç tutma · ExecuteUygulamak, yerine getirmek · ExemptionMuafiyet, (yükümlülükten) bağışık tutulma · Exert(Güç, nüfuz vb.) uygulamak · ExhaustTüketmek, bitirmek · ExhaustingYorucu, tüketici · ExhaustionBitkinlik, aşırı yorgunluk · ExhaustiveKapsamlı, teferruatlı · ExhibitionSergi · ExpandGenişlemek, genişletmek · ExpansionGenişleme, büyüme · ExpectancyBeklenti, umut · ExpenseMasraf, gider · ExplanationAçıklama, izah · ExplicableAçıklanabilir, izah edilebilir · ExplicitlyAçıkça, net bir şekilde · ExploitSömürmek, (kendi çıkarına) faydalanmak · ExploitationSömürü · ExploratoryKeşif amaçlı, araştırma niteliğinde · ExponentiallyKatlanarak, hızla artan bir şekilde · Expose to-e maruz bırakmak · ExposureMaruz kalma · ExtendUzatmak · Extend into-e (doğru) uzanmak, yayılmak · ExtensionUzatma, süre uzatımı · ExtensiveKapsamlı, geniş çaplı · ExtensivelyKapsamlı bir şekilde, geniş çapta · ExternallyDışarıdan, harici olarak · Extinction(tür) yok olma, neslin tükenmesi · ExtractÇıkarmak, elde etmek (bir maddeden) · ExtractionÇıkarma, çekip çıkarma (maden · ExtravagantlySavurganca, müsrifçe
F 44 kelime
FacilitateKolaylaştırmak, olanak sağlamak · FacilityTesis · FailureBaşarısızlık · FaintlyBelli belirsiz, hafifçe · FairlyOldukça, epey · FaithfullySadakatle, bağlılıkla · Fall back on(Çaresiz kalınca) başvurmak, güvenmek · Fall behindGeride kalmak (ilerleme, ödeme vb.) · Fall behind with(ödeme, iş vb.) aksatmak · Fall for(bir hileye, yalana) kanmak · Fall into(bir sınıfa, kategoriye) girmek · Fall through(Plan, anlaşma vb.) suya düşmek · FallacyYanılgı, yanlış inanç · FamiliarityAşinalık, (bir konuyu) bilme · FeasibilityUygulanabilirlik, olanaklılık · FeasibleUygulanabilir, mümkün · FeasiblyUygulanabilir biçimde, yapılabilir şekilde · Fend offSavuşturmak, karşı koymak · Fight off(hastalık, enfeksiyon) savuşturmak · Figure outAnlamak, çözmek · Fill out(form, belge) doldurmak · Find outÖğrenmek, keşfetmek · FindingBulgu, (araştırma) sonucu · FlawKusur, hata · FluctuateDalgalanmak, istikrarsız bir şekilde değişmek · FluctuationDalgalanma, iniş çıkış · ForcefullyGüçlü bir şekilde, kararlılıkla · ForecastTahmin, öngörü · ForeseeÖnceden görmek, öngörmek · FormidableÜrkütücü derecede zorlu, dişli · FortifyGüçlendirmek, sağlamlaştırmak · FortunatelyNeyse ki, bereket versin ki · FosterTeşvik etmek, geliştirmek · FragileKırılgan, kolay kırılır · FragilityKırılganlık, narinlik · FragmentationParçalanma, bölünme · FranklyAçıkçası, açık yüreklilikle · FrequentSık, sık sık olan · FruitfullyVerimli bir şekilde, yararlı biçimde · FulfillYerine getirmek (görev, söz · FulfillingTatmin edici, doyurucu · FundamentalTemel, esas · FundamentallyTemelden, kökten · FutileBoşuna, beyhude
G 26 kelime
GeneralizationGenelleme · Get about(bir yerden bir yere) gidip gelmek, dolaşmak · Get across(Fikri, mesajı) anlatmak · Get along with(biriyle) iyi geçinmek, anlaşmak · Get away with(kötü bir şeyi) yapıp cezasız kalmak, paçayı kurtarmak · Get back to(bir konuya, işe) geri dönmek · Get by(kıt imkânla) idare etmek, geçinip gitmek · Get by on(az bir gelirle, kıt bir şeyle) geçinmek · Get into(bir okula, kuruma) girmek · Get off(araçtan) inmek · Get on(araca) binmek · Get overAtlatmak, iyileşmek · Get through(zor bir dönemi) atlatmak, üstesinden gelmek · Give awayBedavaya vermek, bağışlamak · Give inPes etmek, teslim olmak · Give off(Isı, ışık · Give rise toSebep olmak, yol açmak · Give upBırakmak, vazgeçmek · Go against(bir şeye) aykırı olmak, ters düşmek · Go in for(bir şeyle) ilgilenmek, (bir şeyden) hoşlanmak · Go onDevam etmek, meydana gelmek · Go through(zor bir süreçten) geçmek, yaşamak · Go through with(Zor/riskli bir şeyi) yapıp bitirmek, sonuna kadar götürmek · GracefulZarif, incelikli · GraduallyKademeli olarak, yavaş yavaş · GuidanceRehberlik, yol gösterme
H 29 kelime
HabitAlışkanlık, âdet · HamperEngellemek, sekteye uğratmak · Hand downNesilden nesile aktarmak, (miras/gelenek) devretmek · Hand inTeslim etmek, vermek (ödev · Hand outDağıtmak, (herkese) vermek · Hand overTeslim etmek, devretmek (yetki · HandleEle almak, ilgilenmek · HaphazardlyGelişigüzel, rastgele · HardlyNeredeyse hiç, pek ... değil · HarmfulZararlı, zarar verici · HarnessKullanmak, yararlanmak · HarshSert, katı · HarshlySert bir şekilde, acımasızca · HarvestHasat etmek, (ürün) toplamak · HazardTehlike, risk · HazardousTehlikeli, riskli · HazardouslyTehlikeli bir şekilde, riskli biçimde · HereditaryKalıtsal, genetik · HesitantTereddütlü, kararsız · HesitationTereddüt, duraksama · HighlightVurgulamak, öne çıkarmak · HinderEngellemek, sekteye uğratmak · HindranceEngel, mani · Hinge on-e bağlı olmak, -e dayalı olmak · Hold backEngellemek, ilerlemesini durdurmak · Hold upGeciktirmek · HorizonUfuk · Hospitable(ortam, iklim) elverişli · HostileDüşmanca, hasmane
I 140 kelime
IdentifiableTanınabilir, belirlenebilir · IdentificationTanımlama, belirleme · IdentifyBelirlemek, tanımlamak · Identify with(bir şeyle) özdeşleştirmek, ilişkilendirmek (be identified with: ile ö · IllicitlyYasa dışı olarak, kaçak yollarla · IllustrationÖrnek, açıklayıcı örnek · ImitateTaklit etmek, öykünmek · ImmenselySon derece, fazlasıyla · ImmensityEnginlik, uçsuz bucaksızlık · ImminentEli kulağında, yakın · ImmobileHareketsiz, kıpırdamayan · ImpairBozmak, zarar vermek · ImpartialTarafsız, yansız · ImpartiallyTarafsızca, yansız bir şekilde · ImpatientlySabırsızlıkla, sabırsızca · ImpedeEngellemek, geciktirmek · ImpedimentEngel, mani · ImperceptibleAlgılanamayacak kadar küçük, fark edilemez · ImperceptiblyFark edilmeyecek kadar yavaş/az bir şekilde · Impermissibleİzin verilemez, kabul edilemez · Impetusİtici güç, hız · ImplausibleAkla yatkın olmayan, inandırıcı olmayan · ImplementUygulamak, yürürlüğe koymak · ImplementationUygulama, yürütme (bir planın/yasanın) · ImplicationOlası sonuç, etki · ImplicitKapalı, tam olarak ifade edilmemiş (ama anlaşılan) · ImplicitlyDolaylı olarak, üstü kapalı bir şekilde · Implyİma etmek, dolaylı olarak anlatmak · ImpracticalUygulanamaz, pratik olmayan · ImpreciseKesin olmayan, net olmayan · Impressionİzlenim, intiba · ImproperlyUygunsuz biçimde, yanlış şekilde · Improveİyileştirmek, geliştirmek · ImprovementGelişme, iyileşme · ImpulsivelyDüşünmeden, dürtüsel olarak · ImpuritySafsızlık, saf olmama · InaccessibleErişilemez, ulaşılamaz · InaccuratelyYanlış bir şekilde, hatalı olarak · InadequacyYetersizlik, eksiklik · InadequateYetersiz, eksik · InadequatelyYetersiz biçimde, gereği gibi olmayan şekilde · Inadvertentlyİstemeyerek, kazara · InattentivelyDikkatsizce, dikkatini vermeden · IncentiveTeşvik, güdü · InceptionBaşlangıç, kuruluş · IncessantAralıksız, durmak bilmeyen · IncidenceGörülme sıklığı, sıklık · IncidentallyTesadüfen, rastlantı sonucu · InclinationEğilim, meyil · InclusionDahil etme, katma · IncompatibleUyumsuz, bağdaşmaz · IncompetentlyBeceriksizce, yetersiz biçimde · InconsistentTutarsız, çelişkili · InconvenienceZahmet, rahatsızlık · InconvenientlyElverişsiz biçimde, uygunsuz şekilde · IncorporateDahil etmek, bünyesine katmak · IncreasinglyGiderek, gittikçe artan biçimde · Incrediblyİnanılmaz derecede, son derece · IndecisivelyKararsızca, kararsız bir şekilde · IndelibleSilinmez, kalıcı · IndependentBağımsız · IndicationBelirti, işaret · Indicative(bir şeyin) göstergesi olan, (bir şeye) işaret eden · IndifferentKayıtsız, ilgisiz · IndigenousYerli, bir bölgeye özgü · IndispensableVazgeçilmez, çok gerekli · IndistinctBelirsiz, bulanık · IndistinguishableAyırt edilemez, birbirinden farksız · IndubitablyŞüphesiz ki, kuşkusuz · InduceNeden olmak, yol açmak · InevitableKaçınılmaz, önlenemez · InevitablyKaçınılmaz olarak · InextricablyÇözülemez bir şekilde, ayrılmaz biçimde · InferiorAşağı, (nitelikçe) daha düşük · InferiorityAşağı olma, geri kalma · InfrastructureAltyapı · Inhabit(bir yerde) yaşamak, ikamet etmek · InherentDoğasında olan, içsel · InherentlyDoğası gereği, içsel olarak · InhibitEngellemek, kısıtlamak · InhibitionEngelleme, baskılama · Initialİlk, başlangıçtaki · InitiallyBaşlangıçta, ilk başta · InitiateBaşlatmak, harekete geçirmek · InjuriousZararlı, zarar verici · InnatelyDoğuştan, yaradılıştan · InnovationYenilik, yeni bir yöntem/icat · InquirySoruşturma, araştırma · InseparablyAyrılmaz biçimde, birbirinden ayrılamayacak şekilde · Insightİçgörü, derinlemesine anlayış · InsistIsrar etmek, üstelemek · InspectionDenetim, teftiş · Inspirationİlham, esin · InstallKurmak, yerleştirmek · InstallationKurulum, kurma · InstantaneousAnlık, ani · InstantaneouslyAnında, hemen · InstantlyAnında, derhâl · Instinctivelyİçgüdüsel olarak, sezgiyle · InstructionTalimat, yönerge · InsufficientYetersiz, eksik · InsufficientlyYetersiz biçimde, yeterince olmayan şekilde · InsuranceSigorta · InsurmountableAşılamaz, üstesinden gelinemez · IntegrationBütünleşme, uyum sağlama · IntenselyYoğun biçimde, şiddetle · IntensifyYoğunlaştırmak, şiddetlendirmek · IntensivelyYoğun bir şekilde, şiddetle · IntentionNiyet, amaç · InteractEtkileşimde bulunmak, etkileşmek · Interestİlgi, merak · Interfere withEngel olmak, karışmak · InterpretYorumlamak, anlamlandırmak · InterpretationYorum, yorumlama · InterruptKesintiye uğratmak, yarıda kesmek · InterruptionKesinti, ara · InterventionMüdahale, araya girme · IntricateKarmaşık, ince ayrıntılı · IntrinsicDoğasında olan, içsel · IntuitiveSezgisel, sezgiye dayanan · IntuitivelySezgisel olarak, sezgiyle · Invadeİstila etmek, işgal etmek · InvaluablePaha biçilmez, çok değerli · Invariablyİstisnasız, her zaman · Invasionİstila, işgal · InvestmentYatırım · InvisibleGörünmez, gözle görülmez · InvolvementKatılım, dâhil olma · Iron out(Sorunları, pürüzleri) gidermek · Ironicallyİronik bir şekilde, işin garibi · IrrationallyMantıksızca, akıl dışı bir şekilde · IrregularDüzensiz, kuralsız · Irrelevantİlgisiz, konu dışı · IrreparablyOnarılamaz biçimde, telafisi imkânsız şekilde · IrresistibleKarşı konulamaz, dayanılmaz · IrresolutelyKararsızca, tereddüt ederek · IrresponsiblySorumsuzca, düşüncesizce · IrreversibleGeri döndürülemez, telafisi olmayan · IrreversiblyGeri dönülmez biçimde, kalıcı olarak · IrrevocableGeri dönülemez, iptal edilemez
J 2 kelime
JeopardizeTehlikeye atmak · JustificationGerekçe, haklı neden
K 2 kelime
Keep on(yapmaya) devam etmek, sürdürmek · Keep up withAyak uydurmak, hızına yetişmek
L 25 kelime
LaunchBaşlatmak (kampanya, proje · Lay down(kural, ilke) koymak · Lay offİşten çıkarmak (ekonomik nedenlerle) · Lead to-e yol açmak, -e neden olmak · Lead up to(bir olaya) varmak, -e giden süreci oluşturmak · LeaveAyrılmak, terk etmek · Leave behindGeride bırakmak · Leave outDışarıda bırakmak, hariç tutmak · LegibleOkunaklı, okunabilir · LegitimacyMeşruiyet, yasallık · Liability(yasal) sorumluluk, yükümlülük · Liable(yasal olarak) sorumlu, yükümlü · Lie in-de yatmak, -de saklı olmak · LikelyMuhtemel, olası · Liken to-e benzetmek · LimitationKısıtlama, sınırlama · Look afterBakmak, ilgilenmek · Look around for(bir şey) aramak, araştırmak · Look forAramak · Look intoİncelemek, araştırmak · Look throughGözden geçirmek, göz atmak · Look up toHayranlık duymak, saygı duymak · Look upon(birini/bir şeyi) ... olarak görmek, saymak · LoyallySadakatle, vefalı bir şekilde · LucrativeKârlı, kazançlı
M 33 kelime
MagnifyBüyütmek (görüntü) · MagnitudeBüyüklük, boyut · MaintainSürdürmek, korumak · MaintenanceBakım · Make outGüçlükle anlamak/seçmek · Make upOluşturmak, meydana getirmek · Make up forTelafi etmek, eksiğini kapatmak · ManageableYönetilebilir, idare edilebilir · ManagementYönetim, idare · MandateZorunlu kılmak, şart koşmak · MandatoryZorunlu, mecburi · ManifestBelirtmek, göstermek · ManifestationBelirti, tezahür · MarkedlyBelirgin bir şekilde, göze çarpan derecede · MassivelyBüyük ölçüde, muazzam derecede · MeasurementÖlçüm, ölçme · MediationArabuluculuk, uzlaştırma · MediocreVasat, sıradan · MemorialAnıt, abide · MerelyYalnızca, sadece · Merge intoBirleşerek (daha büyük bir bütünü) oluşturmak · Merge with(biriyle/bir şeyle) birleşmek · MeticulouslyTitizlikle, kılı kırk yararak · MindsetZihniyet, bakış açısı · MiscalculationYanlış hesap, hesap hatası · Miserably(başarısızlık için) feci şekilde, hüsranla · MishapAksilik, talihsizlik · MisleadingYanıltıcı, aldatıcı · MistakeHata, yanlış · MitigateAzaltmak, hafifletmek (etkisini kırmak) · MitigationHafifletme, azaltma · ModifyDeğiştirmek, uyarlamak · MutuallyKarşılıklı olarak
N 12 kelime
NarrowDaraltmak, daralmak · NecessarilyZorunlu olarak, illaki · NecessitateGerektirmek, zorunlu kılmak · NecessityGereklilik, zorunluluk · Neglectİhmal etmek, savsaklamak · Negligibleİhmal edilebilir, önemsiz · NegotiationMüzakere, görüşme · NominationAday gösterme, adaylık · NotablyÖzellikle, bilhassa · Notorious(kötü yönüyle) ünlü, adı çıkmış · NotoriouslyHerkesçe bilinen (kötü) bir şekilde, kötü şöhretiyle · NourishBeslemek
O 33 kelime
Objectionİtiraz, karşı çıkma · ObligationYükümlülük, zorunluluk · ObliterateYok etmek, izini silmek · ObscureBelirsiz, anlaşılması güç · ObscurelyAnlaşılmaz biçimde, kapalı bir şekilde · ObservationGözlem · ObsoleteModası geçmiş, artık kullanılmayan · ObstacleEngel, mani · ObstructionEngel, tıkanıklık · ObtainElde etmek, edinmek · OccupationMeslek, iş · Occupy(yer, alan) kaplamak · OccurMeydana gelmek, olmak · OddityTuhaflık, gariplik · OffendGücendirmek, kırmak · OffensiveKırıcı, incitici · OffensivelyKırıcı/saldırgan bir şekilde · OfferSunmak, teklif etmek · OmissionÇıkarma, atlama · Onset(Genellikle hastalık gibi hoş olmayan bir durumun) Başlangıcı, ortaya · OperateÇalışmak, işlemek · OpportunityFırsat, olanak · OppositionKarşı çıkma, itiraz · OppressionBaskı, zulüm · Opt for(bir seçeneği) tercih etmek, seçmek · OstensiblyGörünüşte, sözde · OutdatedModası geçmiş, eskimiş · Outweigh(önem, değer bakımından) ağır basmak · OvercomeÜstesinden gelmek, aşmak · OverlookGözden kaçırmak, görmezden gelmek · OvertAçık, aleni · Overtake(sayı, önem bakımından) geride bırakmak · OvertlyAçıkça, aleni bir şekilde
P 125 kelime
PainstakinglyBüyük özenle, titizlikle · ParadoxicallyÇelişkili bir biçimde · ParamountEn önemli, üstün · Pass down(kuşaktan kuşağa) aktarmak, devretmek · Pass for(başka bir şey/kişi) sanılmak, ... gibi görünmek · Pass onAktarmak, iletmek · PatternÖrüntü, düzen · Pave the wayZemin hazırlamak, yolunu açmak · PeculiarTuhaf, garip · PeculiarlyTuhaf biçimde, garip şekilde · PenaltyCeza, yaptırım · Penetrateİçine girmek, nüfuz etmek · PerceiveAlgılamak, fark etmek · PerceptionAlgı, algılama · PerishableÇabuk bozulan, dayanıksız (gıda) · PerpetuateSürdürmek, kalıcı kılmak · PerplexityŞaşkınlık, hayret · PersistentlyIsrarla, sürekli bir şekilde · Persuadeİkna etmek, razı etmek · Persuasionİkna, ikna etme · Persuasivelyİkna edici bir şekilde, inandırıcı biçimde · PervasiveYaygın, her tarafa yayılmış · Phase outKademeli olarak bitirmek, aşamalı olarak durdurmak · Pick upToplamak · Pin downKesin olarak belirlemek, tespit etmek · PinpointTam olarak belirlemek, kesin olarak tespit etmek · PlausibleMakul, akla yatkın · PlentifullyBol bol, bolca · PlunderYağmalamak, talan etmek · Point outİşaret etmek, belirtmek · PolluteKirletmek · PostponeErtelemek, sonraya bırakmak · PracticalPratik, uygulamaya dönük · PracticeUygulama · PrecariousEmniyetsiz, tehlikeli · PrecautionÖnlem, tedbir · PrecedeÖnce gelmek, öncesinde olmak · PrecedentEmsal, gelenek · PreciousDeğerli, kıymetli · PreciouslyBüyük bir özenle, değer vererek · Precipitate(Genellikle kötü bir şeyi) hızlandırmak, aniden olmasına neden olmak · PrecipitouslyAniden ve hızla, uçuruma düşercesine (keskin düşüş/artış) · PreciselyTam olarak, kesinlikle · PrecisionKesinlik, hassasiyet · PredecessorAta, selef · PredictTahmin etmek, önceden kestirmek · PredictableTahmin edilebilir, öngörülebilir · PredictablyTahmin edildiği gibi, beklendiği üzere · PredictionTahmin, öngörü · PredictorYordayıcı, öngörücü (etken) · PredispositionYatkınlık, eğilim (özellikle bir hastalığa) · PredominantlyAğırlıklı olarak, çoğunlukla · PreferablyTercihen, mümkünse · PrejudiceÖnyargı, peşin hüküm · PreliminaryÖn, hazırlık niteliğinde · PrerequisiteÖn koşul, ön şart · PresentlyŞu anda, hâlihazırda · PresumablyMuhtemelen, tahminen · PresumptionVarsayım, karine · Pretend-mış gibi yapmak, rol yapmak · PretenseNumara, rol yapma · Prevail overÜstün gelmek, galip gelmek · PrevalenceYaygınlık, görülme sıklığı · PrevalentYaygın, her yerde rastlanan · PreventÖnlemek, engellemek · PreventionÖnleme, korunma · PreventiveÖnleyici, koruyucu · PrimarilyEsas olarak, başlıca · PrimaryTemel, ana · PrioritizeÖnceliklendirmek, öncelik vermek · PriorityÖncelik · PrivatelyÖzel olarak, gizlice · PrivilegeAyrıcalık, imtiyaz · ProductionÜretim · ProductivelyVerimli bir şekilde, üretken biçimde · ProficiencyYeterlik, ustalık · ProficientYetkin, becerikli · ProfitKâr, kazanç · ProfitableKârlı, kazançlı · ProfoundDerin, köklü · ProfoundlyDerinden, köklü bir şekilde · Progressİlerlemek, gelişmek · Progressionİlerleme, gelişim · ProgressivelyKademeli olarak, gittikçe · ProhibitionYasak, yasaklama · ProhibitiveCaydırıcı, (fiyat vb.) çok yüksek (yasaklayıcı derecede) · ProliferateÇoğalmak, hızlıca artmak · ProliferationHızlı artış, yayılma · ProlificallyÇok üretken biçimde, bol eser/ürün vererek · ProlongUzatmak, süresini artırmak · ProminentÖnde gelen, tanınmış · PromiseSöz, vaat · PromisinglyUmut verici bir şekilde, ümit vadeden biçimde · PromoteTeşvik etmek, desteklemek · PromotionTeşvik, destekleme · PromptHızlı, çabuk · PromptlyDerhal, gecikmeden · ProneEğilimli, yatkın (genellikle olumsuz durumlara) · PropensityEğilim, meyil · ProperUygun, doğru · ProperlyDüzgün bir şekilde, gerektiği gibi · ProportionOran, pay · ProposalÖneri, teklif · ProspectOlasılık, ihtimal · ProsperityRefah, bolluk · ProtectKorumak, muhafaza etmek · ProvideSağlamak, temin etmek · ProvisionSağlama, temin · Provoke(tepki, duygu) uyandırmak · ProximityYakınlık (fiziksel veya konumsal olarak) · Pull down(bina) yıkmak · Pull off(Zor bir işi) başarmak, üstesinden gelmek · Pull through(Hastalığı, zor durumu) atlatmak · PunishmentCeza, cezalandırma · PurchaseSatın almak, satın alma yapmak · Put across(fikir, mesaj) anlatmak · Put down(isyan, ayaklanma) bastırmak · Put down to-e bağlamak, -den kaynaklandığını düşünmek (neden olarak) · Put forward(Fikir, teori vb.) öne sürmek · Put in(zaman, emek · Put offErtelemek, sonraya bırakmak · Put on(kilo) almak · Put out(yangın, ateş) söndürmek · Put through(birini zor bir deneyimden, testten) geçirmek · Put up withTahammül etmek, katlanmak
Q 3 kelime
QualificationYeterlilik, nitelik · QuarrelTartışmak, kavga etmek · QuitBırakmak (alışkanlık, iş)
R 110 kelime
Ramification(Genellikle karmaşık ve öngörülemeyen) Sonuç, etki · RandomlyRastgele, gelişigüzel · RangeYelpaze, çeşitlilik · Range against(birine, bir şeye) karşı saf tutmak · RapidHızlı, süratli · RareNadir, seyrek · React against(bir şeye) tepki göstererek karşı çıkmak, karşı tavır almak · RealizationFarkına varma, fark etme · ReasonableMakul, mantıklı · ReasonablyOldukça, makul ölçüde · Rebellionİsyan, ayaklanma · Recede(su, buzul) geri çekilmek · ReceiveAlmak · Recession(ekonomik) durgunluk, resesyon · ReciprocityKarşılıklılık, tekabül (karşılıklı olma durumu) · RecklesslyPervasızca, düşüncesizce · RecognitionKabul görme, tanınma · RecognizeKabul etmek, (önemini) teslim etmek · RecountAnlatmak, (ayrıntılı olarak) aktarmak · Recoveryİyileşme, düzelme · RectifyDüzeltmek, ıslah etmek · ReduceAzaltmak · ReductionAzaltma, azalma · RedundancyGereksizlik, fazlalık · RedundantGereksiz, lüzumsuz · Refer to(terim) -i ifade etmek, -i kastetmek · ReferenceAtıf, değinme · Refinementİyileştirme, geliştirme · Reflect onÜzerinde (derinlemesine) düşünmek, değerlendirmek · ReflectionYansıma, (bir şeyin) göstergesi · RefuteÇürütmek, aksini ispatlamak · RegretPişman olmak · RegularDüzenli, muntazam · RegulateDüzenlemek, (yasal olarak) denetlemek · RegulationYönetmelik, kural · ReinforceGüçlendirmek, pekiştirmek · ReinforcementGüçlendirme, takviye · RejectionReddetme, ret · RelativelyNispeten, oranla · Release(madde, gaz · RelentlesslyAmansızca, dur durak bilmeden · Relevantİlgili, ilişkili · ReliabilityGüvenilirlik · ReliableGüvenilir, tutarlı · ReliefRahatlama, ferahlama · Relieve(ağrı, sıkıntı · Relieve of(birini bir yükten, sorumluluktan) kurtarmak · RelievedRahatlamış, içi rahatlamış · RelinquishVazgeçmek, bırakmak · Reluctanceİsteksizlik, gönülsüzlük · Reluctantİsteksiz, gönülsüz · Reluctantlyİsteksizce, gönülsüzce · Rely on-e güvenmek, -e bel bağlamak · RemarkableDikkat çekici, olağanüstü · RemarkablyDikkat çekici bir şekilde, kayda değer biçimde · Reminiscent(bir şeyi) anımsatan, hatırlatan · RemnantKalıntı, artık · RemovalKaldırma, uzaklaştırma · RepercussionYan etki, yansıma · RepetitiveTekrarlayan, yinelenen · Replace-in yerini almak, yerine geçmek · ReplacementYerine koyma, değiştirme · Reputationİtibar, ün · RequireGerektirmek, istemek · RequirementGereklilik, şart · ResemblanceBenzerlik, andırma · Resentmentİçerleme, kırgınlık · ReservationÇekince, şüphe · ResilienceDayanıklılık, kendini toplama yeteneği · ResilientDirençli, dayanıklı · ResistDirenmek, karşı koymak · ResistanceDirenç, dayanıklılık (ilaca · Resolution(sorun, anlaşmazlık) çözüm · Resolve(sorun, anlaşmazlık) çözmek · Resort to(Son çare olarak istenmeyen bir şeye) başvurmak · RespectSaygı duymak, hürmet etmek · RespectableSaygın, itibarlı · RespectiveKendi, ilgili · RespectivelySırasıyla · ResponsiveDuyarlı, (bir şeye) tepki veren · Rest on…e dayanmak, …e bağlı olmak · RestrainDizginlemek, frenlemek · RestrictKısıtlamak, sınırlamak · Restrict to(bir şeyle) sınırlamak, kısıtlamak · RestrictedSınırlı, kısıtlı · RestrictionKısıtlama, sınırlama · RestrictiveKısıtlayıcı, sınırlayıcı · RestrictivelyKısıtlayıcı biçimde, sınırlayıcı şekilde · Result in…ile sonuçlanmak, …e yol açmak · RetainKorumak, elde tutmak · RetentionElde tutma, koruma · RetrieveGeri almak, geri getirmek · RevealOrtaya çıkarmak, ortaya koymak · ReverseTersine çevirmek, geri döndürmek · ReversibleGeri döndürülebilir, tersine çevrilebilir · ReversiblyGeri döndürülebilir biçimde, tersine çevrilebilecek şekilde · RevitalizingCanlandırıcı, yeniden hayat veren · RevivalYeniden canlanma, diriliş · ReviveCanlandırmak, yeniden canlandırmak · RevolutionDevrim · RevolutionizeKökten değiştirmek, devrim yaratmak · RigorousTitiz, sıkı · RigorouslyTitizlikle, sıkı bir şekilde · Root outKökünü kazımak, tamamen ortadan kaldırmak · RoughlyYaklaşık olarak, kabaca · Rule outGöz ardı etmek, ihtimal dışı bırakmak · Run into(sorun, güçlük) ile karşılaşmak · Run outTükenmek, bitmek · Run out ofTükenmek, bitmek · Rush into(bir işe, karara) aceleyle girişmek
S 119 kelime
SacrificeFeda etmek, kurban etmek · SalientEn belirgin, göze çarpan · SanctionYaptırım (çoğunlukla çoğul: sanctions) · Scale backKüçültmek, (büyüklüğünü/kapsamını) azaltmak · Scale down(boyut, miktar · Scale up(Üretimi, projeyi · ScarcelyNeredeyse hiç, güçlükle · ScarcityKıtlık, yetersizlik · ScatterDağıtmak, saçmak · ScrupulouslyTitizlikle, son derece dikkatli bir şekilde · SecretivelyGizlice, gizli saklı biçimde · Seek outArayıp bulmak, özellikle aramak · Segregation(ırk, cinsiyet vb. temelinde) ayrı tutma · SelfishlyBencilce, bencil bir şekilde · SensationHis, duyum (fiziksel) · SensitiveDuyarlı, hassas · Sentence(mahkeme) mahkûm etmek, hüküm giydirmek · SentimentDuygu, his · SeparateAyırmak · SeparatelyAyrı ayrı, ayrı olarak · SeparationAyrılma, ayrılık · Set aside(para, zaman) ayırmak · Set backGeciktirmek, sekteye uğratmak · Set forth(Fikir, kural vb.) öne sürmek · Set offYola çıkmak, tetiklemek (alarm · Set upKurmak, düzenlemek · Settle(anlaşmazlık, sorun) çözmek · Settle down(bir yere) yerleşmek, düzenli bir hayata geçmek · SevereŞiddetli, ağır · SeverelyCiddi biçimde, ağır şekilde · SeverityŞiddet, ağırlık · ShortcomingEksiklik, kusur · SignificantÖnemli, kayda değer · SignificantlyÖnemli ölçüde, ciddi biçimde · SignifyAnlamına gelmek, göstermek · SimilarlyBenzer şekilde, aynı biçimde · SimultaneousEş zamanlı, aynı anda olan · SimultaneouslyAynı anda, eş zamanlı olarak · Single out(Grup içinden) seçip ayırmak (genellikle eleştirmek veya övmek için) · SkepticalŞüpheci, kuşkulu · SkepticallyŞüpheyle, kuşkuyla · SlightlyBiraz, hafifçe · Slow downYavaşlamak · SmoothlySorunsuz, aksamadan · SolitaryYalnız, tek başına (yaşayan) · SolutionÇözüm, çare · SovereigntyEgemenlik, hükümranlık · Sparinglyİdareli, tutumlu biçimde · SparselySeyrek, seyrek olarak · SpecialtyUzmanlık alanı, ihtisas · SpeculateTahminde bulunmak, (hakkında) varsayımda bulunmak · SpeculationTahmin, varsayım · Speed upHızlandırmak · SpiritualManevi, ruhsal · Split up(bir çift, grup) ayrılmak · SpontaneouslyKendiliğinden, kendi kendine · SporadicallyAra sıra, tek tük · SpreadYayılmak, yaymak · Spread outYayılmak, dağılmak · Stableİstikrarlı, sabit · StagnationDurgunluk, duraklama · Stamp out(Kötü bir şeyi/hastalığı) kökünü kazımak, yok etmek · Stand forTemsil etmek, anlamına gelmek · Stand outGöze çarpmak, dikkat çekmek · StatementAçıklama, beyan · Steadilyİstikrarlı biçimde, düzenli olarak · Stem from-den kaynaklanmak, -den ileri gelmek · Step downİstifa etmek, görevi bırakmak · StimulateTeşvik etmek, canlandırmak · StrictKatı, sıkı · StrictlyKesinlikle, tam anlamıyla · Strike against-e çarpmak, -e vurmak · StringentSıkı, katı · StringentlySıkı bir şekilde, katı kurallarla · StriveÇabalamak, uğraşmak · StronglyGüçlü bir şekilde, kuvvetle · StructureYapı, yapılanma · SubmissionSunma, teslim (belge · SubscriptionAbonelik, üyelik · SubstantialÖnemli, büyük · SubstantiallyBüyük oranda, esaslı bir şekilde · SubstantiateKanıtlamak, somutlaştırmak · Substituteİkame, yerine geçen şey/kişi · Substitute for-in yerine kullanmak/koymak (substitute A for B) · SubstitutionYerine koyma, ikame · Subtleİnce, hemen fark edilmeyen · Subtlyİnce bir şekilde, fark edilmeyecek biçimde · SuccessionArt arda gelme, ardışıklık · SuccessiveArdışık, art arda gelen · SuddenlyAniden, birdenbire · SufficiencyYeterlilik, yeterli miktar · SufficientYeterli, kâfi · SufficientlyYeterince, yeterli düzeyde · SuperficialYüzeysel, sığ · SuperficiallyYüzeysel olarak, sadece görünüşte · SuperfluousGereksiz, fazla · SuperiorityÜstünlük · SupervisionGözetim, denetim · SupportDesteklemek, doğrulamak · SupposedlyGüya, sözde · SuppressBastırmak, önlemek · SuppressionBastırma, engelleme · SurmountYenmek, üstesinden gelmek · SurpassAşmak, geçmek · SurplusFazlalık, artan miktar (bütçe · SurrenderTeslim olmak · SusceptibilityYatkınlık, duyarlılık · Susceptible (to)Yatkın, kolay etkilenen · Suspect(bir şeyin olduğundan) şüphelenmek, sanmak · SuspendAskıya almak, geçici olarak durdurmak · SuspensionAskıya alma, geçici durdurma · SuspicionŞüphe, kuşku · SuspiciousŞüpheli, kuşku uyandıran · SuspiciouslyŞüpheyle, kuşkuyla · SustainSürdürmek, devam ettirmek · SustainableSürdürülebilir · SustainablySürdürülebilir biçimde, sürdürülebilir şekilde · SwiftlyHızla, çabucak · Switch on(cihaz, ışık vb.) açmak
T 45 kelime
Tackle(Sorunla) başa çıkmak, ele almak · Take awayAlıp götürmek, ortadan kaldırmak · Take downYazmak, not almak · Take in(besin, oksijen vb.) almak · Take offHavalanmak · Take onÜstlenmek (sorumluluk/iş) · Take overDevralmak, kontrolü/yönetimi ele geçirmek · Take up(yer, zaman) kaplamak · TangibleSomut, hissedilir · Tap into(Bir kaynaktan, enerjiden veya bilgi birikiminden) Faydalanmak · TargetHedef almak, hedeflemek · Tear apartParçalamak, paramparça etmek · TediousSıkıcı, usandırıcı · TemporarilyGeçici olarak, bir süreliğine · TemporaryGeçici, kalıcı olmayan · Temptation(bir şeyi yapma) isteği, dürtüsü · TendencyEğilim, meyil · TentativelyGeçici olarak · Terminal(hastalık) ölümcül, tedavisi olanaksız · TerminationSona erdirme, sonlandırma · ThoroughKapsamlı, ayrıntılı · ThoroughlyEtraflıca, tamamen · ThreatTehdit · ThreatenTehdit etmek · ThreateningTehditkâr, tehdit edici · ThresholdEşik, başlangıç noktası · Throw awayAtmak, çöpe atmak · Thrust on(birine bir şeyi, istemediği hâlde) zorla yüklemek · TightlySıkıca, sıkı bir şekilde · TrailPatika, yürüyüş yolu · TraitÖzellik, nitelik (özellikle kişilik ya da kalıtsal özellik) · TransientGeçici, kısa süreli · TransitionGeçiş, geçiş süreci · Transmission(hastalık) bulaşma, yayılma · Transmit(hastalık) bulaştırmak, geçirmek · TransparentSaydam, şeffaf · TreatmentTedavi · TriggerTetiklemek, neden olmak · TriumphZafer, büyük başarı · TrivialÖnemsiz, değersiz · Turn downReddetmek · Turn inTeslim etmek, vermek (ödev · Turn into…e dönüşmek, …e dönüştürmek · Turn out(Beklenmedik bir şekilde) sonuçlanmak, ...olduğu ortaya çıkmak · Turn over(birine, bir makama) devretmek
U 37 kelime
UbiquitousHer yerde bulunan, yaygın · UltimatelyNihayetinde, sonunda · UnacceptableKabul edilemez · UnambiguouslyAçık ve net bir şekilde, tek anlamlı biçimde · UnanimouslyOy birliğiyle, hep bir ağızdan · UnattainableUlaşılamaz, erişilemez · UnbearablyDayanılmaz biçimde, çekilmez derecede · UncertaintyBelirsizlik · UncompetitiveRekabet gücü düşük, rekabet edemeyen · UnconsciouslyBilinçsizce, farkında olmadan · Unconvincingİnandırıcı olmayan, ikna edici olmayan · Undeniableİnkâr edilemez, yadsınamaz · Undeniablyİnkâr edilemez biçimde, kuşkusuz · UndermineSarsmak, zayıflatmak (temelden bozmak) · Underpinning(kuramsal, düşünsel) temel · UnderscoreVurgulamak, altını çizmek · UndertakeÜstlenmek, yürütmek · UnequivocallyAçıkça, şüphe bırakmadan · UnevenDüzensiz, eşit olmayan · UnevenlyEşit olmayan biçimde, dengesiz şekilde · UnexpectedlyBeklenmedik biçimde, umulmadık şekilde · UnfeasibleUygulanamaz, yapılamaz · UnintelligibleAnlaşılmaz, anlaşılamayan · UniquelyBenzersiz biçimde, eşsiz şekilde · UniquenessBenzersizlik, eşsizlik · UnnecessaryGereksiz, lüzumsuz · UnprecedentedEşi benzeri görülmemiş, önceden yaşanmamış · UnprofitableKâr getirmeyen, kârsız · Unrelatedİlgisiz, alakasız · UnreliableGüvenilmez, güvenilir olmayan · UnresolvedÇözümsüz, çözülmemiş · Unstableİstikrarsız, dengesiz · UnsustainableSürdürülemez, sürdürülebilir olmayan · UrgencyAciliyet, ivedilik · UrgentlyAcilen, ivedilikle · UtilizationKullanım, kullanma · UtilizeKullanmak, yararlanmak
V 27 kelime
VagueBelirsiz, muğlak · VaguelyBelirsizce, hayal meyal · VainBoş, beyhude · ValidateDoğrulamak, onaylamak · ValidationDoğrulama, geçerliliğini kanıtlama · ValidityGeçerlilik · VariableDeğişken, değişebilen · VariablyDeğişken biçimde, farklı farklı · VarianceFarklılık, değişkenlik · VarietyÇeşitlilik, çeşit · VariousÇeşitli, türlü türlü · VehementlyŞiddetle, sert bir şekilde (savunma/reddetme) · VersatileÇok yönlü, birçok işe uygun · ViabilityUygulanabilirlik, yapılabilirlik · ViableUygulanabilir, yapılabilir · VigorousGüçlü, kuvvetli · Violateİhlal etmek, çiğnemek (yasa · Violationİhlal, çiğneme · VirtualSanal · VirtuallyHemen hemen, neredeyse (aslında) · VisibilityGörünürlük · VisibleGörünür, görülebilir · VitalHayati, çok önemli · VividlyCanlı bir şekilde, açık seçik · VolatileDeğişken, dengesiz · VulnerabilityHassasiyet, kırılganlık · VulnerableHassas, savunmasız
W 15 kelime
Ward offDefetmek, uzak tutmak · WarrantGerektirmek, haklı kılmak · WeakZayıf, güçsüz · WeaknessZayıflık, güçsüzlük · Wear outAşınmak, eskimek · WidelyYaygın olarak, geniş çapta · WidespreadYaygın, geniş çaplı · WillfulKasıtlı, bilerek yapılan · Willingİstekli, gönüllü · Wind upKendini bir durumda/yerde bulmak · Wipe outYok etmek, kökünü kazımak · WithdrawGeri çekmek, geri çekilmek · WithdrawalGeri çekilme, çekilme · Work out(bir çözüm, plan) bulmak · WorsenKötüleşmek, ağırlaşmak
Y 1 kelime
YieldÜretmek, sağlamak